Jasser Auda
Hasil untuk "Islamic law"
Menampilkan 20 dari ~3821567 hasil · dari DOAJ, Semantic Scholar
afifah Nur Rahmawati
Penelitian ini mengkaji tentang kejahatan teknologiinformasi (cybercrime) dan penerapan cyberlaw di Indonesia. Dengan meningkatnya penggunaan internet dan teknologi digital, kejahatan siber menjadi ancaman seriusyang memerlukan penanganan hukum yang efektif. Penelitian ini menggunakan metode kualitatif denganpendekatan studi literatur untuk menganalisis berbagaiaspek cybercrime dan implementasi cyberlaw. Tujuan penelitian ini adalah untuk memberikan gambarankomprehensif tentang bentuk-bentuk cybercrime di Indonesia, mengevaluasi efektivitas regulasi yang ada, dan menganalisis peran pemangku kepentingan dalamimplementasi cyberlaw. Melalui studi literatur yang mencakup artikel akademis, dokumen hukum, dan laporanpemerintah, penelitian ini secara sistematis mengkajiperkembangan dan implementasi regulasi siber di Indonesia. Hasil penelitian menunjukkan bahwacybercrime memiliki berbagai bentuk, termasukcyberterrorism, cyber-pornography, cyber-harassment, hacking, dan carding. Penerapan cyberlaw di Indonesia diatur melalui UU ITE No. 11 Tahun 2008 dan UU PDP, dengan melibatkan berbagai pemangku kepentinganseperti pemerintah, penegak hukum, sektor swasta, dan masyarakat. Penelitian ini menyimpulkan bahwadiperlukan kerjasama yang kuat antar stakeholder dan peningkatan kesadaran masyarakat untuk menciptakanlingkungan digital yang aman.
İlyas Canikli
Tirmizî’nin ‘eş-Şemâilu’l-Nebeviyye’ isimli eseri, es-Sünen’den sonra önemli bir yere sahiptir. eş-Şemâil ‘huy, tabiat, seciye, ahlâk’ gibi anlamlara gelir. Tirmizî’nin eş-Şemâil’i tarihî süreçte bu alanda yazılanların en mükemmeli kabul edilir. Bu makalede, Tirmizî’nin ‘eş-Şemâil’i çerçevesinde Peygamber tasavvurunun fizikî boyutu araştırma konusu yapılmıştır. eş-Şemâil’de yer alan rivâyetlere göre Hz. Peygamber’in fizikî yönü, temizliği, giydiği elbisenin şekli ve mahiyeti, yediği bazı yiyeceklerle ilgili tutumu ele alınmış ve O’nun zikredilen yönleriyle tanınması makalenin temel konusunu oluşturmuştur. Tirmizî’nin ‘eş-Şemâil’i genel olarak; Hz. Peygamber’in ahlâkı, ibadetleri yemesi ve içmesi, yatıp uyuması, konuşması, gülmesi, ağlaması, tevazuu, çevresindeki insanlarla ve ailesiyle geçinmesi, isimleri, yaşı, vefatı, mirası, rüyada görülmesi ve onun sünnetini takip etmenin önemi gibi konulara dair 415 rivâyeti içeren 56 bölümden oluşmaktadır. Söz konusu eser çerçevesinde Hz. Peygamber’in bütün şemâiline yer vermenin imkânsızlığı ortadadır. Bu sebeple makalede Hz. Peygamber’in şemâiline dair bütün konular ele alınmamış sadece onun bir yönü üzerinde durulmuştur. Bu amaçla Tirmizî’nin ‘eş-Şemâil’indeki araştırmaya konu olan rivâyetlerin sağlıklı bir şekilde tasnif edilmesi ve anlaşılması, doğru Peygamber tasavvuru açısından önemlidir. Tirmizî’nin ‘eş-Şemâil’i ve diğer müelliflerin bu türden birçok eseri üzerinden Resûlullah’ın şemâili ile ilgili müstakil çalışmalar yapılmış ancak bunların bazılarında konu sadece rivâyetlerin nakli şeklinde ele alınmıştır. Bu makalede, Tirmizî’nin eserindeki şemâil rivâyetleri yoluyla Hz. Peygamber’in fizikî bakımdan doğru bir şekilde anlaşılmasına katkı amaçlanmıştır. Tirmizî’nin eş-Şemâil’indeki Peygamber tasavvurunun fizikî yönüyle ilgili rivâyetlerin doğru bir şekilde anlaşılması, sağlıklı bir hadis ve sünnet bilgisine katkı sağlamak açısından elzemdir. Bu sebeple şemâil ile Hz. Peygamber’in fiillerinin bağlayıcılığı arasındaki ilişkiye dikkat çekmek temel amaçtır. Konunun çerçevesine riayet edilerek eş-Şemâil’deki Peygamber tasavvuruyla ilgili rivâyetler kaynak taraması yöntemiyle tespit edilerek seçilmiştir. Hz. Peygamber’in fiilleri esas alınarak rivâyetlerin metin kritiği yapılmıştır. Bir müminin Peygamber olarak inandığı, örnek aldığı, sevdiği ve saygı duyduğu önemli bir şahsiyetin fizikî yönüyle ilgili bazı özellikleri hakkında bilgi sahibi olması düşüncesi makuldür. O’nun şemâil özelliklerinin hadis rivâyetleri yoluyla tanınması, duygusal bağların devam etmesi ve daha da gelişmesi açısından da elzemdir. Ancak Hz. Peygamber’in bir beşer olarak dış görünüşüyle ilgili yaratılıştan gelen özelliklerinin, saç bakımı ve şeklinin, gözlerine sürme çekmesinin, giydiği elbisenin rengi ve şeklinin, yediği gıdaların çeşitlerinin bütününün evrensel anlamda Hz. Peygamber’in sünneti olduğu düşüncesiyle hareket etmek, O’nun sünnetinin evrensel niteliğini anlamamakla eş değerdir. Bu makalede, Tirmizî’nin ‘eş-Şemâil’i özelinde Hz. Peygamber’in sünnetini, özellikle onun dış görünüşüne yer veren rivayetler alanına hapsetmenin evrensel İslam Peygamber’i gerçeğiyle bağdaşmadığına vurgu yapılmıştır. Ayrıca bu çalışmada, eş-Şemâil’de yer alan rivayetler bağlamında Peygamber tasavvurunun fiziksel olarak da sağlıklı bir şekilde anlaşılmasına katkı ele alınmıştır. Araştırmada, Tirmizî’nin eseri başta olmak üzere ‘eş-Şemâil’ türü eserlerdeki Hz. Peygamber’in fizikî yönüyle ilgili rivayetlerin maksada uygun anlaşılması da amaçlanmıştır. Sonuçta makalenin, Tirmizî’nin ‘eş-Şemâil’indeki araştırmaya konu olan rivayetlerin sağlıklı bir şekilde tasnif edilmesi ve anlaşılması, Hz. Peygamber’in sünnetinin onun fiillerine uygun olarak taksimine katkı sağlaması hedeflenmiştir.
zulkifli Zulkifli, Musrifah, Madona Khairunisa
Some literature suggests that Islamic banking, particularly in terms of financing agreement, always employs standard contracts. The contracts are agreement to the clauses that have already been established unilaterally by one party possessing a stronger position; the party is the bank. Consequently, customers basically cannot negotiate for the content of the contracts. It is worth mentioning that the unilateral decision is contrary to the Surah An-Nisa Verse 29 asserting that trade should be based on a consensus between two parties. The research findings reveal that the standard contracts can be justified in the view of Islam since it is a ‘mubah’ case that is not prohibited by the Qur’an in relation to ‘qath’y’, especially the ‘maqasid’ (purposes) of the standard contracts for the sake of ease and acceleration in the contracts. For instance, the contract No. 007/WKL/UMS/0117/9310/IV/2013 BRI Syariah is actually in accordance with sharia principles. This contract discusses the time for purchasing goods dealing with ‘murabahah’ (cost plus profit) financing, but the implementation of the contract is deemed inappropriate according to the sharia principles.
Aswari Hepni
Drug trafficking in Indonesia is a serious issue that requires special attention from the government and law enforcement officials. Efforts to eradicate drugs are carried out by the National Police of the Republic of Indonesia and the National Narcotics Agency, which collaborates with relevant agencies within the country and with international institutions. This article discusses the synchronization of authority between  National Narcotics Agency and Indonesian National Police in investigating narcotics crimes. This research uses normative legal methods with a conceptual and statutory approach. Synchronizing the investigation of narcotics crimes between the BNN and the National Police from the perspective of legal certainty in Indonesia is a strategy that aims to increase the effectiveness of law enforcement for narcotics crimes, while reducing the potential for conflict between the National Police and the BNN
Qadriani Arifuddin
Marriage registration plays a central role in regulating marital relations and has a significant impact on the rights and obligations of married couples. However, there are still those who view marriage registration as merely a state document without a clear textual basis, leading to the prevalence of unregistered marriages in Indonesia. This research aims to analyze the urgency and implications of marriage registration in the context of Islamic law. The research adopts a library-based approach. The findings indicate that marriage registration under Islamic law carries significant implications. Apart from providing legal validity to the husband and wife bond, marriage registration also plays an important role in protecting the marital rights of each individual, including inheritance rights, maintenance and other rights. It was found that marriage registration not only prevents potential future disputes through clarifying marital status, but can also be considered as fulfilling the conditions for marriage in accordance with Islamic principles. Furthermore, the confirms that marriage registration makes a positive contribution to social order in Islamic society, makes it easier to regulate and monitor marital relations and maintain morality and ethics in family institutions. Therefore, this research supports the importance of marriage registration within the framework of Islamic law as a solid foundation for maintaining justice, order and prosperity within marriage.
T. Kuran
Esma Merve Acar, Yunus Araz
İstanbul Sözleşmesi’nin asıl adı ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılmış olması nedeniyle kısaca "İstanbul Sözleşmesi” denmektedir. Türkiye, sözleşmeye imza atan ilk devletlerden biri olmuştur. Sözleşmenin duyulması ve incelenmesi sonucunda hem hukukî hem de dinî ve kültürel açıdan bazı olumsuzluklar ihtiva ettiği görülmüştür. Bu nedenle 20 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan 3718 sayılı cumhurbaşkanı kararıyla ve Sözleşme’nin 80. maddesinin müsaade ettiği şekilde, Türkiye sözleşmeden çekilme kararı almıştır. Sözleşme konusu ve amacı itibariyle tüm insanlar için önem arz etmektedir. Özellikle şiddet ve kadına karşı şiddeti önlemek bütün insanların görevidir. Toplumun en küçük birimi olan ailedeki eğitimden, devleti yönetenlerin çıkaracağı kanunlara kadar bütün katmanlarda önemsenmesi gereken ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu bağlamda şiddetin giderilmesi için hem ulusal hem de uluslararası alanlarda çalışmalar yapılmalıdır. Fakat bu çalışmalar yapılırken toplumların değer yargıları göz önüne alınmalı ve alınan kararların doğuracağı olumlu ve olumsuz durumlar iyi incelenmelidir. Sözleşme imzalandığı günden beri tartışma konusu haline gelmiştir. Her ne kadar sözleşmeden çekilmeyi eleştirenler varsa da sözleşmenin mevcut haliyle Türk aile yapısına, dinî ve kültürel değerlerine uymayan maddeler ihtiva ettiği ile ilgili ciddi çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda sözleşmenin bazı olumlu taraflarına değinilmekle birlikte sakıncalar ve olumsuz sonuçları ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Sözleşme, İslam hukuku açısından birkaç çalışmaya konu olmuş ve farklı açılardan değerlendirilmiştir. Bu çalışmamızda da sözleşme İslam dini ve İslam hukuku açısından ele alınarak değerlendirilecek ve görülen birçok soruna değinilecektir. Bu çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sözleşmede geçen bazı kavramlar kısaca incelenmiş, ikinci bölümde ise yedi başlık altında sözleşmedeki maddeler ele alınarak İslam hukuku açısından değerlendirilmiştir. İstanbul Sözleşmesi ile kadına karşı şiddetin önlenmesi hedeflenmekle birlikte sözleşme içeriği incelendiğinde bazı sakıncalar görülmektedir. Bu sakıncaların başında aile kavramının yok sayılması, nikâh sonucu olmayan birlikteliklerin meşru görülmesi, eşcinselliğin normalleştirilmesi, küçük yaşlardan itibaren cinsiyetsizleştirmenin zemininin hazırlanması gibi konular bulunmaktadır. Ayrıca 18 yaş altı çocukların evlilik dışı ilişkilerinin suç sayılmamasının yanında 18 yaş altı rızaya dayalı evliliklerin suç sayılması gibi durumlar da bu bağlamda düşünülebilir. Sözleşme eşcinsellerle ilgili doğrudan bir madde içermese de satır aralarında cinsiyetsizliğe çokça atıflar bulunmaktadır. Aile ve nikâh kavramları neredeyse hiç önemsenmemekte hatta nikâhsız birlikteliklere meşruiyet arz edecek tutumlar görülmektedir. Sözleşmede toplumların değer yargıları bazen açıkça bazen ise üstü kapalı bir şekilde eleştirilmekte hatta küçümsenmektedir. Bütün bu sorunlar çerçevesinde sözleşmenin özelde İslam hukuku genelde İslam dini açısından sıkıntılar barındırdığı aşikârdır. Hatta sözleşme bu haliyle sadece İslam dininin değil diğer semavi dinlerin de değerleri ve hükümleri ile çelişkiler arz etmektedir. Yapılması gereken bu sözleşme vesilesiyle hukukî, dinî, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla, şiddetin sadece kadın özelinde değil bütün boyutlarıyla ele alınarak incelenmesidir. Sonuç olarak öncelikle ahlakî eğitimle, ekonomik düzenlemelerle ve kanun çalışmalarıyla şiddet, topumda en aza indirilmeye hatta yok edilmeye çalışılmalıdır. Bu yapılırken kadın ve erkeğin birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı olduğu, ailenin kadınların özgürlüğünü engelleyen bir kurum değil de toplumu sulh ve selamete kavuşturacak bir kurum olduğu bilinmelidir. Ayrıca kadın ve erkek cinsiyeti dışında bir cinsiyetin olmadığını ve eşcinselliğin toplumsal, psikolojik sebeplere dayalı bir rahatsızlık olduğunu ve giderilmesi için çalışmalar yapılması gerektiğini göz önüne almak gerekir. Sözleşmeye dayalı olarak bazı feminist ve LGBTİ taraftarı grupların İslam’ın kadına değer vermediği veya kadını aşağıladığı ile ilgili görüşler de ayrıca üzerinde durulması gereken bir konudur. Oysaki Cahiliyye toplumunda kadının durumu ve İslam geldikten sonra koyduğu ilkeler ele alındığında kadına verilen değerin ne kadar yüksek olduğu açıkça görülecektir. Müslümanlar arasında uygulamalarda bazı sorunların olması İslam dinine yüklenemez. Bu ayrım iyi yapılmalı ve konular birbirine karıştırılmamalıdır.
Furkan Çakır
İslâm kültür mirasının en önemli ögelerinden biri de âlimlerdir. İslâm âlimleri kendilerinden önceki birikimden istifade etmiş ve bunun yanında çağın sorunlarına yaşadıkları dönemden ileriye dönük projeksiyonlar sunmak suretiyle çözüm önerileri sunmuşlardır. Nitekim İslâm entelijansiyası bilhassa sosyal, kültürel ve siyasi kriz dönemlerinde çağın ufkunu aşan yorumlar serdederek İslâm medeniyetinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamıştır. Modern dönem bilginleri ise kimileri tarafından bu kültürel kalkınma operasyonunda ürkek, çekingen ve pasif kaldıkları için tenkit edilmiştir. Ancak diğer taraftan modern dönem telakkileri geçmişten çok daha hızlı değişim ve dönüşüm gösterdiği için söz konusu sessizliğin fırtınanın habercisi olduğu yorumları da yapılmıştır. Modern dönemin İslâm düşünce tarihi dönemlendirme faaliyetlerinde bir taraftan “duraklama dönemi” diğer taraftan “arayış dönemi” şeklinde isimlendirilmesi de bu yorum farklılığının mahsulüdür. Bu doğrultuda modern dönem araştırmacılarının içinde bulundukları çağın gerçeklerini göz ardı etmeleri mümkün olmadığı gibi, tarih sahnesinin muhtemel senaryolarını da göz önünde tutarak ne ile karşı karşıya kalınacağı ve bunlarla nasıl bir ilişki kurulması gerektiği hususunda çaba sarf etmesi zaruridir. Başlangıçta Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, ashâbının ve onları takip edenlerin söz, fiil ve takrirlerinin sıhhat değerlendirmeleriyle dolu olan hadis ilmi, sosyo-kültürel ve siyasi zeminin olgunlaşması sonucunda pek çok kavram, mesele, problematik, anlam ve yorumun beslediği literatürle zenginleşmiştir. Bunun son ürünü “akademik hadisçilik” olarak tanımlanan çalışma faaliyetleridir. Akademik hadis araştırmaları da klasik dönemde olduğu gibi yaşadığı çağın gerçeklerinden kopamamıştır. Bu kapsamda klasik dönem meselelerinin tetkik edildiği akademik araştırmaların yanında modern dönemde ortaya çıkan yeni durumlarla ilgili çalışmalar da yapılmıştır. Modern dönemde ortaya çıkan hususlardan biri de yapay zekâdır. Esasında yapay zekâ faaliyetleri 1940’lı yıllara dayanır. Ancak yapay zekâ yazılım algoritmalarının günden güne gelişmesiyle bu çalışmaların akademik faaliyetlere ne gibi faydaları ya da zararları olacağı da gündeme gelmeye başlamıştır. Zira kendisine yöneltilen sorulara salt arama motoru işleviyle değil, veri madenciliği yapmak suretiyle cevap veren dil modelleri geliştirilmiştir. Zikri geçen dil modellerinin yakın gelecekte akademik çalışmalar yapabilme gücüne kavuşması beklenmektedir. Bu mütevazi çalışmada bir yapay zekâ dil modeli olan ve OpenAI tarafından tasarlanan ChatGPT-3 (Generative Pre-trained Transformer-3) modelinin genelde sosyal bilimler, özelde ise akademik hadis araştırmalarına ne gibi katkı sağlayacağı örnek metinler üzerinden tetkik edilmiştir. Araştırmamızın girişinde yapay zekânın tarihi ve OpenAI şirketinin bir dil modeli olan ChatGPT-3 hakkında bilgi verilecektir. Yapay zekânın akademik araştırmalara katkı sağlamasının mümkün olup olmadığı ve özellikle ilahiyat araştırmalarına nasıl yön vereceği incelenmiştir. Tüm bunların akabinde yapay zekâya hadis ilim ve tarihinin genel yapısı altında yer alan pek çok kavram, problematik ve tüm bunlara bağlı olarak gelişen anlam ve yorum konularında sorular yöneltilmiştir. Yapay zekânın bu sorular karşısında verdiği cevaplardaki veri analizi kabiliyeti akademik bir titizlikle incelenerek onun akademik hadis araştırmalarına ne gibi artı ya da eksileri olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada bizim ifadelerimizle yapay zekânın sözlerinin birbiriyle karışmaması için yapay zekânın açıklamaları tırnak içinde ve içerlek yapılmak suretiyle gösterilmiştir. Okuyucunun doğru bir izlenim elde etmesi için ise yapay zekânın verdiği cevaplarda bulunan yazım yanlışlarına ve anlatım bozukluklarına müdahale edilmemiştir.
Ibtihaj Radi Abdul Rahman, Samia Ahed Harb
الأهداف: تهدف هذه الدراسة إلى تسليط الضوء على أثر انفرادات قراءة يعقوب الحضرمي في الأسماء والحروف في بلاغة النظم، وتوضيح أن إعجاز القراءات القرآنية تشمل كل قراءة فيها ضمن نظمها وسياقها. المنهجية: اعتمدت الدراسة على المنهج الاستقرائي للانفرادات ودراسة كل انفرادة في نظمها وسياقها، والمنهج التحليلي؛ لأن الاستقرائي وحده لا يقيم الدراسة. النتائج: توصلت الدراسة لعدة نتائج، منها: إن الأمثلة التي انفرد فيها الحضرمي في الأسماء يتضح له أن دلالة الاسم على المعنى في التركيب تنقسم إلى قسمين: دلالة الاسم على الحدوث المطلق عن الزمن؛ كما هو في اسم الفاعل والمصادر، ودلالته على الثبوت واللزوم كما هو في الأفعال التي قرئت اسما، أو فيما دل على جمع أو إفراد. الخلاصة: خلصت هذه الدراسة باستقراء لانفرادات القارئ يعقوب الحضرمي في الكلمات القرآنية وأثرها في بلاغة النظم؛ سواء كانت تلك الانفرادات في الأسماء أو الحروف، وأوصت الدراسة بإيلاء أهمية للانفرادات القرآنية حيث إنّ التأليف فيها غني للبحث والدراسة، ودراسة الأثر البلاغي لانفرادات كل قراءة في النظم على حدة.
ruhollah abbaszadeh, hosein Amiry
صنعت گردشگری در دنیای امروز یکی از عرصه هایی که به دلیل زمینهسازی برای پیشرفت و نقش مهمی که در روابط و مناسبات اجتماعی بشر ایفا می کند، مورد توجه قرار گرفته است. از آنجاییکه فقه اسلامی در عرصههای مختلف زندگی انسان ورود کرده و تکلیف مکلفین را مشخص میکند، سؤال پژوهش پیشرو این است که از منظر فقهی در حکومت اسلامی چه موضعی را نسبت به این صنعت باید داشت. نگارنده با پژوهشی میان رشتهای از نوع تحقیقات تحلیلی- اسنادی با روش گردآوری اطلاعات کتابخانهای در پی بررسی فقهی مواجهه حکومت اسلامی با صنعت گردشگری در پرتو مستندات قرآنی و روایی و دیدگاههای فقها در این زمینه است. بررسی آیات و روایات اسلامی مبین اهمیت دادن دین اسلام به این موضوع مهم است، مهمترین مؤلفه های مطرح شده در این زمینه در قالب قاعده تکریم انسان ها، قاعده فقهی شروط و لاضرر و قرارداد امان رخ می نماید. بنابراین دانش فقه ضمن پذیرش این صنعت، به دلیل اقتضای مصلحت عمومی در زمینه شکوفایی فرهنگی و اقتصادی حکومت اسلامی، به قلمرو اختصاصی آن نزدیک شده و راهکارهایی نیز برای نحوه حضور گردشگران و جهانگردان خارجی برای حفظ کیان دینی و فرهنگی جامعه اسلامی پیشنهاد کرده است. واژگان کلیدی: گردشگری، قاعده امان، تکریم انسان، قاعده شروط، قاعده لاضرر،
معصومه حاجی مطلبی, مریم آقایی بجستانی, علی پریمی
فقها قصاص را مجازات برای سزادهی میدانند. در حقوق ایران تحریک به ارتکاب جرم یک وصف مجرمانه تلقی میگردد به طوری که باعث برانگیخته شدن مباشر به ارتکاب جرم میگردد. همچنین مقدار مجازات مجرم نیز باید با اوضاع و احوال وقوع جرم سازگار باشد. مطابق قانون، دفاع و از دست دادن کنترل، دفاعی نو و ویژه برای مرتکبانی است که بر اثر رفتارهای تحریکآمیز بزهدیده، کنترل خود را از دست داده و او را به قتل میرسانند و در صورت استناد موفقیتآمیز به این دفاع نسبی، به جای قتل عمدی به قتل غیر عمدی محکوم میشوند. این مقاله با روش توصیفی-تحلیلی نوشته شده و مطالب آن با ابزار کتابخانهای گردآوری شده است. یافتههای تحقیق حاکی از آن است که روایات متعددی در مبحث قصاص وجود دارد که نگرش جدیدی به این موضوع را بیان میدارد از جمله خالد و حلبی که این افراد صراحتاً به سلب قصاص از جانی در زمان تقصیر یا تحریک توسط مجنیعلیه نظر دادهاند لیکن قانون و اکثریت فقها این مطلب را نپذیرفتهاند.
Azwar Iskandar, Bayu Taufiq Possumah, Khaerul Aqbar et al.
The recent studies about the role of Islamic philanthropy in addressing socio-economic problems have been growing and confirming its significant role in overcoming the problem. This is in line with the existence of regulations that support the effectiveness of its role in poverty reduction in Indonesia, such as Law No. 23 of 2011 on Zakat Management and Law No. 41 of 2004 on Waqf. This study has two objectives. First, to analyze the impact of Islamic philanthropy on poverty reduction as the socio-economic problems in Indonesia in the short and long run. Second, to analyze the effectiveness of integrated Islamic commercial and social-economic or finance to address the poverty compared to unintegrated one. This study used Auto-Regressive Distributed Lag (ARDL) approach to analyze annual data for the period of 2002-2019 while investigating the long and short-run relationships among variables. It found that Islamic philanthropy reduces poverty both in the short and long run, particularly in the integration of Islamic social and commercial finance in a single model. The government should therefore include Islamic philanthropy or other Islamic social finances as a fundamental strategy for building financial stability and sustainable development. (Menjamurnya studi-studi terbaru terkait peran filantropi Islam dalam mengatasi masalah sosial-ekonomi telah mengkonfirmasi peran pentingnya dalam mengatasi masalah ini. Hal ini sejalan dengan adanya regulasi yang mendukung efektivitas perannya dalam pengentasan kemiskinan di Indonesia, seperti Undang-Undang Nomor 23 Tahun 2011 tentang Pengelolaan Zakat dan Undang-Undang Nomor 41 Tahun 2004 tentang Wakaf. Penelitian ini memiliki dua tujuan. Pertama, untuk menganalisis dampak filantropi Islam terhadap penurunan tingkat kemiskinan sebagai sebuah permasalahan sosial-ekonomi di Indonesia, baik dalam jangka pendek maupun jangka panjang. Kedua, untuk menganalisis efektifitas integrasi atau antara filantropi dan komersial dalam kerangka ekonomi Islam dalam mengatasi permasalahan kemiskinan. Penelitian ini menggunakan pendekatan Auto-Regressive Distributed Lag (ARDL) untuk menginvestigasi hubungan jangka pendek dan jangka panjang antara filantropi Islam dan tingkat kemiskinan selama periode tahun 2002-2019. Penelitian ini menemukan bahwa filantropi Islam dapat menurunkan tingkat kemiskinan baik dalam jangka pendek maupun jangka panjang. Penelitian ini juga menemukan bahwa ketika filantropi dan komersial dalam kerangka ekonomi Islam diintegrasikan, tingkat kemiskinan dapat diturunkan baik dalam jangka pendek maupun jangka panjang. Pemerintah seyogiyanya menempatkan filantropi Islam sebagai kebijakan dan strategi fundamental dalam rangka mewujudkan stabilitas keuangan dan pembangunan berkelanjutan.)
I. Trinugroho, Wimboh Santoso, Rakianto Irawanto et al.
Abstract Indonesia has adopted a dual banking system in which both conventional and Islamic banks operate. Most of the sharia-based banks, however, are still operating Islamic windows within their conventional entity. To strengthen the role of Islamic banking in the intermediation system, the government issued Islamic Banking Law No. 21/2008 to encourage Islamic windows of conventional banks to become a legal entity separate from their parent company. Because some Islamic windows have spun off in this fashion, we can employ a difference-in-difference approach to examine the effect of such a spin-off on Islamic banks’ performance, efficiency, and risk. Our study covers all Islamic commercial banks (including Islamic windows of conventional banks) in Indonesia from 2008–2019. We find that the performance and efficiency of full-fledged Islamic banks are significantly lower compared with Islamic windows of conventional banks. Moreover, our results show that financing risk increases after the spin-off. The inferior performance of full-fledged Islamic banks persists for four years after the spin-off. We also find that a conversion strategy results in better outcomes, particularly for profitability and efficiency, than a pure spin-off strategy.
A. O. Dandis, L. Wright, Donna Marie Wallace-Williams et al.
Abstract The main objective of this paper is to investigate how service quality and customer satisfaction are correlated to self-reported loyalty intentions in Islamic banks. The paper presents primary data collected by self-administered questionnaires involving a sample of 655 respondents from all local Islamic Banks in Jordan. The results show that compliance, tangibility, responsiveness, assurance, and empathy positively linked to self-reported loyalty intentions, with compliance and assurance appearing as the greatest correlation with self-reported loyalty intentions compared to other service quality dimensions. Islamic banks should focus on continuous improvement of service quality due to the direct correlation with customer satisfaction and loyalty. It is important for Islamic banks to review and endorse all policies and procedures to ensure that their documents and investments are undertaken in line with the requirements of Islamic law. Managers should pay special attention to the service quality provided by their employees and develop their skill set through training and education programmes based on Islamic principles. As the first study of its kind in Jordan, the paper’s contribution stems from filling the research gap in examining the relationship between the various service quality dimensions and self-reported loyalty intentions in Islamic banks using the CARTER model.
Samira Hoseynifar, Rasoul Mohammad Jafari
Intertextuality is a theory of interaction or relation between texts, which results in the creation of a novel idea. On this theory, every text or writing is derived from other texts, and there is no writing apart from other writings. The Quran, as the guidebook of humankind, affects the hadiths of the Prophet and Shiite Imams (a), which is why the latter frequently cite the former. One text of hadiths, which bears an intertextual relation with Quranic verses, is Nahj al-Balagha. Focused on the theme of the “hereafter,” this research adopts a descriptive-analytical method to answer the following question: How to analyze the intertextual relations between Nahj al-Balagha and the Quran on the theme of the “hereafter”? The results show that there are only two cases of full intertextuality in Nahj al-Balagha. In several parts of Nahj al-Balagha, there is modified intertextuality, but there is widespread allusive intertextuality in the words of Imam ʿAlī (a), as he frequently talks about the hereafter using themes from Quranic verses.
A. Alkhan, M. K. Hassan
Abstract The purpose of this paper is to analyze whether the practice of Islamic microfinance serves maqāsid al-shari'a (underlying intents of Islamic law) or not. The paper uses a qualitative methodology. Using the literature, five key factors of maqāsid al-shari'a (underlying intents of Islamic law) pertaining to an Islamic economy and mal (wealth) are developed, which are then used as a base of analysis for analyzing whether the practice of Islamic microfinance serves maqāsid al-shari'a. The research further uses an Islamic microfinance window based in Kyrgyzstan as a case study. The empirical data and analysis indicates that Islamic microfinance contributes to serving many key aspects of maqāsid al-shari'a, including: (1) Poverty reduction (2) economy enhancement (3) enhancing social condition of society (4) wealth distribution and circulation, and (5) enhancing intellectual levels of society. This research may have contributed to knowledge by possibly being one of the first researches analyzing the impact of Islamic microfinance on maqāsid al-shari'a, by using contemporary empirical data from Kyrgyzstan (2017 onwards) as a case study.
Hadi Vakili, mehdi baratifar, esmail mansouri larijani
The "mystical morality" is a kind of morality that requires the truth based on direct communication with the ultimate/ unseen reality, the adornment to the specific traits that are similar to those of the trait. The components of mystical morality are the basis of revelation, attention to the source and resurrection, comprehensiveness, the shari'ah, the apparent change caused by esoteric transformation and the use of gradual education. The purpose of the mystical morality is to adhere to the divine ethos, ie, to give the names of Allah and to reconcile the divine attributes. Divine admiration for divine attributes, due to their division into Beauty (Jamal) and Majesty (Jalal), is possible due to the likeness and likeness of God. Therefore, when we consider God as incommensurable with other creatures, we can understand him in relation to the attributes that signify differentiation, transcendence, and difference. In this regard, human beings find God as a great existence, dear, great, supreme, sultan, zealous, and environment. Now, if the similarity between God and His creatures is emphasized, God is considered as a creature and is considered to be in the form of attributes such as kindness, mercy, beauty, love, forgiveness, forgiveness, grace and favor.
Anita Novianti & Syafri Gunawan & Ikhwanuddin Harahap
For most women, beauty is something very important. So that many cosmetics that are sold illegally do not have health insurance from the government, meaning that these cosmetics are very dangerous to health if consumed. From these problems, the compilers wanted to know how to buy and sell dangerous chemical based cream powders at the Sangkumpal Bonang Market, Padangsidimpuan City and how the Islamic Law Review regarding the Buying and Selling of Cream Powder at the Sangkumpal Bonang Market in Padangsidimpuan City
Man Baker, Muhammed Semai
This article discusses the Islamic juristic position of virtual currencies. In the classical period, jurists differed on the reason behind Islam’s prohibition of usury when dealing with precious metals and their derivatives, with the majority arguing that this is because they are considered to hold value (<i>thamaniyya</i>). The cause (<i>ʿilla</i>) of “holding value” can therefore be applied through analogy (<i>qiyās</i>) to all things understood by the laity to hold value in any era. In the contemporary period, this cause can also be applied to virtual currencies such as Bitcoin if they fulfill the following ethical conditions: customary acceptance, legal validity, and value stability.
Halaman 9 dari 191079