The relationship between Islam and the state (or, more broadly, the place of religion in the modern, “secular” world) remains a vibrant topic in academic and public discourse. However, the central categories in this debate—notably, “religion/religious,” “Islam/Islamic,” and “the secular/secularism”—are often contested or insufficiently defined. Their usage is further shaped by scholars’ interpretations of their historical origins or by assumptions about how these domains of thought and practice ought to function in modern societies.
The Qur'an is a holy book that has specific rules for its recitation so that the meanings contained within it can be correctly understood. Errors in pronunciation can affect the meaning and the purpose of worship. After the tsunami, the ability of the people of Glee Bruek to recite the Qur'an has shifted, particularly in the application of Tajweed rules. This study aims to identify the ability and efforts of the Glee Bruek community in improving the quality of Qur'an recitation after the tsunami, in accordance with Tajweed principles. The research method used is qualitative-descriptive analysis. The results of the study show that the limited ability to recite the Qur'an in the Glee Bruek community is due to the loss of many religious leaders in the tsunami. However, the community has started to rebuild places for Qur'anic study in their homes. The conclusion of this study is that the effort to rebuild places of Qur'anic study plays an important role in improving the quality of Qur'anic recitation in Glee Bruek.
Lu'luun Nisai, Mohamed Ahmed Mohamed Ibrahim Shalgham
Instagram is one of social media equipped with various features and used as a medium of information and communication. One of its functions is to make it easier for Arabic learners to access Instagram accounts that provide several audio-visual-based Arabic content. This research is a qualitative content analysis with Instagram @gramatika_arab as the subject. Data sources in this study consist of primary data sourced from Instagram @gramatika_arab and secondary data in the form of several scientific journals relevant to this study. The data collection method used is the documentation method while data analysis is carried out during the research. The results showed that Instagram @gramatika_arab become one of the accounts providing audio-visual based Arabic content that is widely accessed by Arabic language learners, especially for students of state islamic universities in Indonesia. It is even accessed by several other countries such as Malaysia, Thailand, and Morocco. Content in the form of Arabic quizzes, pamphlets, and handwriting can attract and facilitate Arabic learners in understanding the material. In addition, Arabic language learners can easily access these contents anytime and anywhere.
ÖzetHaber kavramı fıkıh usulü âlimleri tarafından "mahiyeti itibariyle doğru ve yalan olma ihtimali bulunan söz" manasında kullanılmaktadır. Haber, aktarılması yönünden mütevâtir ve ahâd olarak iki kısma ayrılmaktadır. Usûl âlimleri arasında mütevâtir haberin hüccüyeti ve kendisiyle neshin yapılabileceği hakkında neredeyse tartışma bulunmazken âhâd haberin delil oluşu ve kendisiyle neshin olması hususunda ise tartışma bulunmaktadır. Bu tartışmaların yanında nesh kavramı, usûl kaynaklarında farklı şekillerde tarif edilmiştir. Bu tanımlardan biri “Şer´î bir hükmün daha sonra ortaya çıkan kendisi gibi şer´î bir hüküm ile kaldırılması” şeklinde olup ve tarif, daha evla kabul edilmiştir. Bu anlamda kabul gören neshin, ahâb haber ile vukuu meselesi belirtildiği üzere fıkıh usulünde tartışma konusu olmuştur. Zâhirîlerden İbn Hazm’ın ve Hanbelîlerden de Tûfî’nin içinde bulunduğu kimi usûlcüler, ahâd haber ile Kur’an ve mütevâtir sünnettin neshini mutlak olarak kabul ederken kimi usûlcüler ise, mutlak olarak reddetmiştir. Bâcî ve Gazâlî gibi âlimler ise, âhâd haber ile neshi kabul etmiş fakat Hz. Peygamber dönemi ve sonrası arasında bir ayrıma gitmişlerdir. Onlar, Hz. Peygamber zamanında haber-i vâhid ile neshin gerçekleşmesini kabul ederken, sonrası içinse kabul etmemektedirler. Bu çalışmada söz konusu görüşler, gerekçeleriyle birlikte değerlendirilecektir.
Penerapan sistem khilafah di era modern menjadi perdebatan oleh para ahli. Sebagian menyatakan khilafah menjadi alternatif untuk diterapkan dan sebagian lain menolak dengan alasan khilafah hanya sebuah produk sejarah semata. Terlepas itu, keberadaan khilafah sendiri didukung oleh Hadis dalam kitab Musnad Ahmad yang berkualitas hasan. Tulisan ini bertujuan untuk mengetahui maksud yang sebenarnya didalam Hadis Nabi mengenai sistem pemerintahan didalam Islam yang nantinya mampu diterapkan oleh umat Islam. Dengan menggunakan teori hermeneutika Hassan Hanafi didapatilah kesimpulan bahwasannya sistem khilafah dalam Hadis masih dapat diterapkan dengan bentuk yang lebih modern seperti berbentuk lembaga Islam internasional dengan membawa prinsip-prinsip Islam. Hal ini dikarenakan khilafah dipahami sebagai suatu kekuatan politik bagi umat Islam dengan tujuan agar Islam berkembang, pemilihannya berasal dari hasil musyawarah.
: The transfer of government from Majapahit to Demak at the end of the 15th century, as well as a transition from the Hindu era to the Islamic era, also gave birth to social, political, cultural, and legal transformations. The pattern of the penetration of Islam into peaceful Javanese culture, or penetration pacifique, has shown integration in all fields. Integration creates a stable and equilibrium condition. The question that then arises is how Demak produces laws that are able to create such stable conditions. It is important to do this on the fiber Suryangalam legal text of the Demak era. The purpose of this study is to identify the Serat Suryo Alam manuscript, explore Islamic law legislation in the text, and explain how the Islamic kingdom of Demak carried out social engineering to realize a just and peaceful society. Then to answer the problem, philological and historical methods are used, while the analysis uses content analysis with Talcott Parson's integration theory. This study concludes that: 1) the Suryo Alam manuscript is a legal text that can be found in the digitization of British Library manuscripts, 2) this manuscript contains legal, material, and judicial sources at the same time, and 3) social engineering can be measured by the stages of adaptation of Hindu and Islamic law, with the Trirasa Goal of efforts, legal integration, and efforts to maintain the law in people's social lives or latency. This stage gave birth to an equilibrium society of tata titi tentrem gemahripah loh jinawi kartaraharja.
This study aims to examine the role of Kyai in the effort to empower students through the bil-hal da'wah method at one of the Islamic boarding schools in Yogyakarta. This type of research is field research. Data were collected through interview and observation methods. Through the emic approach, data analysis was carried out descriptively - qualitatively. The study results show that the bil-hal da'wah method carried out by Kyai has a positive impact on the students. This can be seen through three aspects; First, changes in theological morality and social morality for the better. Second, to cultivate the mentality of personality and social care. Third, create productivity of economic independence. However, it is still necessary to continue improving the students' competency skills (Human Resources). Apart from the shortcomings, the bil-hal da'wah method can be used as a role model for developing constructive da'wah, both for students and the wider community.
This issue (Vol. 17 issues 2) of Hunafa: Jurnal Studia Islamika offers eight articles covering topics of Islamic studies. Various issues relating to Islamic studies are interestingly presented to contribute to the body of knowledge and practices. Academia and practitioners in Islamic studies may gain insight from reading these articles.
Mistisizm, vizyon, feminizm, müzik, bitkisel ilaç… Bingenli Hildegard (1098-1179)günümüzde bu kavramlarla tanınmaktadır. Zira kendisi; Tanrı, insan ve âlem gibi konuları ele aldığı eserleri yanında müzik, botanik, anatomi gibi farklı disiplinlere ait düşünceleriyle de günümüze kadar etki etmiştir. Bu çalışmada Hıristiyan mistisizm tarihinin önemli bir halkasını teşkil eden Hildegard’ın hayatı ve Hristiyan mistisizmine etkisi ele alınmaktadır. Ülkemizde Hıristiyan mistisizmi ile ilgili çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Dolayısıyla bu çalışmanın söz konusu alana katkı sağlaması ve Hıristiyan mistisizmi hakkında çalışmalar yapan araştırmacılara kaynaklık sağlaması amaçlanmaktadır.Tezimiz üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm mistisizm kavramı ve Hristiyan mistisizmine giriş sayılabilir. Bu bölümde Hıristiyan mistisizminin temel dinamikleri tartışılmıştır. Hıristiyanlık Pavlus ile beraber Yahudiliğin şeriata vurgu yapan yapısından sıyırılarak mistik bir dönüşüm geçirmiştir. Bu mistik oluşum özellikle 2. yüzyıldan itibaren azizlik ve şehitlik gibi unsurlarla artmaya başlamıştır. Daha sonraki dönemde çöl münzeviliği ve manastır hayatı ile Hıristiyanlık daha da ruhani bir yapı kazanmıştır. Ayrıca ilk kısımda Hıristiyan mistisizminin Yahudi mistisizmi ile Grek geleneği ve Sır dinlerindeki mistik yapılardan etkilendiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla Hıristiyan mistisizminin Pavlus ve Yeni Ahit metinleri gibi iç dinamikler ile yukarıda sayılan dış dinamiklerden etkilendiğini düşünmekteyiz. Bu bölümün sonunda ise Hıristiyan mistiklerin İsa’dan bahsederken mistik bir ifade olan aşk kelimesini tercih ettikleri, tefekküre önem verdikleri ve sakramentler gibi ritüelleri mistik bir şekilde ele aldıkları; dolayısıyla kurumsal Hıristiyanlıktan bir ölçüde farklılaştığı vurgulanmıştır.İkinci bölümde Bingenli Hildegard’ın hayatı, düşüncelerine tesir etmiş olan dönemin sosyo-kültürel arka planı ve Kilise kurumu ile mistisizm arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Her ne kadar erken dönemde Hıristiyanlık mistisizme yakın dursa da, Hıristiyan mistisizminin Orta Çağ’dan itibaren olgunlaşmaya başladığını söyleyebiliriz. Bingenli Hildegard, Hıristiyan mistisizminin olgunlaşmaya başladığı bu dönemde dikkat çekici bir mistiktir. O, hayatının çoğunu manastırlarda geçirmiş olsa da manastır sınırlarında kalmış bir mistik değildir. Papa’dan İmparator’a kadar birçok önemli insanla yakın ilişkiler kurmuş, ve gördüğü vizyonların da etkisiyle çevresindeki insanlar tarafından bir danışman veya gelecekten haber veren bir kâhin olarak kabul görmüştür. Bunun yanı sıra halka ve rahiplere vaaz vermek için farklı şehirleri dolaşmış, bu vaazlarda hem rahipler zümresini bazı hususlarda eleştirmiş hem de heretik akımlara karşı insanları uyarmıştır. Hildegard, manastırda farklı kurallar uygulamış ve bazı konularda kilise yetkililerini eleştirmiş olsa da ortodoksi sınırlarında kalmaya özen göstermiş ve Katolik inancını önemsediğini sık sık dile getirmiştir. Onun diğer bir dikkat çeken yönü ise erkek ve kadının asli günah noktasında eşit derecede sorumlu olduğudur. Âdem’in yasak meyveyi yemesinin Havva’ya olan aşkından kaynaklandığını, kadınların Tanrısal bilgiye daha yakın olduklarını ve kendisinin de erkeklerin sorumluluğunu yerine getiremediğinden dolayı Tanrı tarafından görevlendirildiğini söylemesi dikkat çekmektedir. Ancak bu düşüncelerini vizyonlarla desteklemesi ve kendisini koruyan aristokratik yakınları nedeniyle bir heretik gibi kabul görmemiştir.Hildegard’ın yaşadığı dönemde Hristiyanlar, Kilise tarafından heretik olarak kabul edilen gruplara karşı mücadeleye girişmiştir. Ayrıca bu dönemde Haçlı Seferleri de başlamıştır. Diğer bir ifadeyle bu dönem Katharlar, Yahudiler ve Müslümanların heretik ve kâfirler olarak tanımlandığı bir zaman dilimidir. Bu kabul dönemin diğer mistiklerini de etkilemiştir. Örneğin Clairvauxlu Bernard (ö. 1153) bir mistik olmasına rağmen Haçlı Seferlerini organize etmiş ve bunu destekleyecek vaazlar vermiştir. Hildegard da bu gelişmelere kayıtsız kalmamış ve “öteki” denilen inanç mensuplarına karşı oldukça sert bir bakış açısı geliştirmiştir. Çalışmamızın bir amacı da Orta Çağlı bir mistiğin böyle bir dinî ve sosyolojik ortamda Kiliseden farklı bir politika izlemediğini ortaya koymaktır.Yine bu bölümde Orta Çağ’da Kilise’nin mistiklerle kimi zaman karşı karşıya gelse de genelde onları desteklediğini vurgulanmıştır. Çünkü mistiklerin ve manastırların misyonerlik yaparak ve heretiklerle mücadele ederek Kiliseyi güçlendirdikleri bilinmektedir. Fakat Kilise ile mistikler arasında zaman zaman egemenlik mücadelesi olduğunu ve Kilise’nin bazı mistikleri heretiklerden kabul ettiğini de hatırlanmalıdır. Bu açıdan Hildegard’ın söz konusu tehlikeyi fark ettiğini ve düşüncelerini Kilise’nin çizdiği sınırlarda tutmaya gayret ettiğini ifade etmeliyiz. Bu bölümün sonunda ise Hildegard’ın Hıristiyan düşüncesine yaptığı katkılar ele alınmıştır. Kendisi; Tanrı, insan ve âlem gibi farklı konulara değindiği eserleri yanında müzik, botanik, anatomi gibi farklı disiplinlere ait düşünceleri ile günümüze kadar etki etmiştir. Temelde insan, İsa ve Tanrı arasındaki ilişki üzerinde durmuş ayrıca âlem, ruh, şeytan ve dünyanın kurtuluşu hakkında düşünceler üretmiştir. Tanrı’nın bilgelik ve merhamet gibi bazı sıfatlarını anneliğe benzeyen feminen bir doğa ile ele alması diğer yandan doğayı, Tanrı’nın sıfatlarını ve erdemleri birbirleriyle bağlantılı açıklaması Hildegard’ı farklı kılmaktadır. Vizyonlarını resimlerle destekleyen Hildegard, Hıristiyan illüstrasyon sanatının gelişmesine etki etmiştir. Ayrıca yaptığı senfonilerin Kilise müziklerine etki ettiğini, bitkisel ilaç tedavisi konusundaki kürlerinin günümüzde de takip edildiğini söyleyebiliriz. Bunların yanında Hildegard hakkında bir yapılmış (Vizyon/2009) ve Aziz Rupert ile Aziz Disibod manastırları günümüzde birer hac mekânı gibi kabul görmüştür. Diğer taraftan onun kadınlar hakkındaki görüşlerinin günümüzde feministler tarafından sahiplenildiğini ve onun için “Orta Çağ’ın kadın hakları savunucu” isminin kullanıldıklarını görmekteyiz. Ancak bu adlandırma yanlıştır. Çünkü Hildegard’ın eserlerine bütüncül bir yaklaştığımızda bunu görebiliriz. Ayrıca bu düşüncenin anakronist bir yaklaşım olduğunu zira feministlerin kendilerine Orta Çağ’dan bir referans bulmaya çalıştıklarını düşünmekteyiz.Üçüncü ve son bölümde ise Hildegard’ın Hıristiyan mistisizmine ve Katolik teolojisine yapmış olduğu katkılar Tanrı, âlem, insan ve kurtuluş merkezinde incelenmeye çalışılmıştır. Onun Papa ve Bernard ile yakın temas halinde olması da onun Kilise çizgisinde bir teoloji geliştirdiği göstermektedir. Bu teolojin bir parçası da öteki algısıdır. Örneğin onun eserlerinde sık sık dile getirdiği pagan tehlikesi, bu dönemde Hıristiyanlıktan putperestliğe geri dönüşlerin etkisini azaltmaya yöneliktir. Zira bu dönemde Hıristiyanlık yaygınlık kazanmış olsa da Kilise kurumunun ve Hildegard gibi mistiklerin paganizmin yeniden canlanmasına karşı mücadele ettiklerini söylemek mümkündür. Ona göre Yahudilik ile Hıristiyanlık arasındaki farklardan birisi Yahudiliğin dünyaya dönük bir din iken Hıristiyanlığın asketizm ve manastır ile ruhaniyet kazandığıdır. Onun mektuplarında ve vizyonlarında üzerinde durduğu diğer bir grup da heretiklerdir. Hildegard isim olarak Katharlar’ı anmasa da bahsettiği özelliklerin bu heretik grubu işaret ettiği ortadadır. O, gittikçe faaliyetlerini artıran Kathar tehlikesine eserlerinde sık sık yer vermiştir. Çıktığı vaaz turlarında da rahipleri ve halkı Kathar tehlikesine karşı uyarmıştır. Ayrıca Hildegard’ın eserlerinde isim olarak anmasa da Müslümanları tanıdığını söylemek mümkündür. Zira 714 yılından itibaren Müslüman birliklerin Pireneler’i aşıp Fransa sınırlarına dayanması, Müslümanlar’ın İspanya dışında da tanınmasına zemin hazırlamıştır. Diğer taraftan onun Müslümanları Haçlı Seferleri dolayısıyla tanıdığını söyleyebiliriz. Zira Hildegard, İkinci Haçlı seferlerine teşvik etmek için vaazlar veren Clairvauxlu Bernard ile mektuplaşmış ve onu Haçlı Seferleri için tebrik etmiştir. Üstelik kendisi manastırın sınırlarında kalmış bir mistik de değildir. O, soylular, rahipler ve mistikler kadar dönemin imparatoru Friedrich ile görüşmüştür yani dış dünya ile irtibatlıdır. İmparator Friedrich de Bernard gibi Haçlı Seferlerine destek vermiş ve bu seferler sırasında ölmüştür. Bu ilişkilerinden dolayı onun Müslümanlardan tamamen habersiz olmadığını söyleyebiliriz.Çalışma, tezin bulgularını içeren “Sonuç” bölümü ile sonlanmaktadır. Ayrıca konunun daha iyi kavranması adına Hildegard’ın yaşadığı şehirler, kaldığı manastırlar ve hayatını etkileyen vizyonlar “Ekler” kısmında yer alan harita, şekil ve resimlerle zenginleştirilmiştir.
Philosophy. Psychology. Religion, Islam. Bahai Faith. Theosophy, etc.
Sufism is one of the central studies in Islam. One of the figures is Abu Hasan Asy-Syadzily. Asy-Syadzily has his own concept in understanding Sufism, especially ma'rifat. This study discusses how the concept of ma'rifat Syekh Abu Hasan Asy-Syadzily. The research method used is descriptive with a qualitative approach and data analysis that is inductive / qualitative while data collection techniques are through the library research system. The results showed that the understanding of ma'rifat according to Shaykh Abu Hasan Asy-Syadzily was something that cut off everything except Allah Almighty, and was something that led to God Almighty. Asy-Syadzily also said that there are two deeds that can facilitate us to wushul (up to) Allah, the Ma'rifat and love. The essence of ma'rifat is sufficiency with Allah from everything else.
This study aims to provide an overview on the application of the 'Qur'ani Physics' paradigm to the implementation of the Tridharma of Islamic Higher Education in Indonesia. Based on the qualitative-descriptive approach, the results of thisstudy suggest that the need for three stages to be carried out in the process of implementing the 'Qur'ani Physics' paradigm; First, the preparation phase, which begins with the equating of perceptions which the output is in the form of a decree on the integration team. Second, the planning phase, which consists of determining the main material, reviewing and revising the curriculum, as well as determining the strategic plan for research and community service. Third, the implementation phase, which consists of research and development, education and learning, as well as community service. With this integration model, the paradigm of the integration with its various philosophical variants is expected to become a solution for various social problems that occur in society. So that, organizing education at the Islamic Higher Education has a distinction with General Higher Education.
This article discusses about rationalism epistemology by Rene Descartes—modern philosopher—and his relevance to the Qur`anic exegesis. A study about epistemology is the perspective which is urgent in developing science in the future. The meaning of epistemology is the science methodology to express the rasionalism by Rene Descartes from the source, methods, and validity. This study found that the sources of rationalism by Rene Descartes is rationality; the methods of rasionalism is doubtful, intuition and deduction; the validity is measured by coherence theory. The result of this study has relevance to the Qur`an exegesis. The relevance is in the rationality, or in Qur`anic exegesis it is called tafsīr bi al-ra`yī or tafsīr bi al-‘aqlī. This interpreting isn’t only answer the issue which is up to date, but also as a new way in approaching the Qur`an through modern social sciences, like hermeneutica, stilistica, antropology, sosio-linguistic, and fenomenology.
Philosophy. Psychology. Religion, Islam. Bahai Faith. Theosophy, etc.
A low intake of calcium leads to an increase in high blood pressure by stimulating the release of paratiroid and renin hormones that lead to increase in intracellular calcium concentration in the vasculer smooth muscle cells and result in vasocontriction. This study aims to determine the influence of compliance to supply modified calcium tablet toward calcium level and blood pressure in pregnant mothers. This research was conducted at RSIA Sitti Khadijah I Maternity Hospital Makassar with research design of quasy experiment with prepost test group control design. There were 30 pregnant mother sampels of prehypertension in gestational age> 20 weeks, 12 pregnant women were given normal calcium tablets and 18 pregnant women given modified calcium tablets for 8 weeks each. Data analysis use paired t test. The results indicate that there is a different changes of calcium level and blood pressure between pregnant mothers of intervention group and control group with the value of p = 0.000 (p<0.05). After intervention averagely the calcium level increase in intervention group 0.4 mg/dl while in control group 0.1 mg/dl, followed by the average decrease in blood pressure of systole and dyastole in the intervention group 15.4/9.6 mmHg while in the control group 3.5/4.5 mmHg.
Australian Muslims rarely join the Australian Defence Force. There is no evidence this statistic is changing, no sign it is likely to change in the near future, and meanwhile the Australian Muslim population continues to grow faster than the general Australian population. If statistical trends continue, at best the situation will become far more noticeable, and at worst it will become an issue of national security and societal cohesion. This paper discusses the risks of long-term segregation of Australian Muslims from the nation’s defence forces, and considers them alongside the risks of acting to deliberately increase in numbers of Muslims serving in the ADF. Muslim jurists face a dilemma, where the scholar who is against Islamic service in the ADF risks being perceived as not supportive of Australia’s efforts to fight ISIS, et al, and the scholar who comes out in support of ADF service risks being perceived by their own community as endorsing Western imperialism and the collateral damage suffered by innocent Muslims in the same geographical areas. Similar dilemmas for ADF leadership also exist and are the cause of apparent contradictions between public statements and grassroots reality.
Orientlists and some westerners of our era argued that the punishment of stoning is not mentioned in the Qur’┐ n and frequent Sunnah. They objected to ’Ijm┐ ‘ in this case. Maul┐ na Mu╒ ammad Am┘ n I╖ l┐ ╒ ┘ has underestimated the companions who stoned in the era of prophecy and some people of our time fallow the westerner that the Sunnah is not authentic in the field of legislation. They say that only skin punishment is mentioned in the Qur’┐ n and it will not be changed with the Sunnah and Akhb┐ r ’└ ╒ ┐ d. This article is consisted on the following points: (1) Stoning in the light of Qur’┐ n, (2) Stoning in the light of Frequent Sunnah, (3) Stoning in the light of History, (4) Stoning and ’Ijm┐ ‘.
Islam. Bahai Faith. Theosophy, etc., Social sciences (General)
<p>Semua muslim bercita-cita untuk maju dengan identitas seorang Muslim dan Indonesia yang baik. Upaya yang dilakukan selama ini dengan mengadopsi pemikiran dan model pendidikan Barat yang dianggap modern dan maju. Namun, hasil pendidikannya memiliki kelemahan, seperti munculnya perilaku amoral, pemalas, korup, hedonis, dan materialis. Berbeda dengan pendidikan Barat, pendidikan profetik menjadikan sosok Nabi sebagai acuan pengembangan pendidikan Islam. Berdasarkan pada filsafat profetik, pendidikan Islam digerakkan untuk maju secara integratif dan tidak menyisakan problem dan mampu membentuk peserta didik yang religius dan kreatif serta membentuk komunitas terbaik (<em>khair um</em><em>mah</em>) di lingkungannya masing-masing.</p><p> </p>