İslam Hukuku Bağlamında Tıbbın Gelişim Süreci
Abstrak
İslam dinini yeterince tanımayan çevreler, onu sadece Allah inancı, ahiret inancı ve ibadetlerden ibaret görürler. Hatta Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin büyük kısmının ibadet ve dualardan oluştuğunu zannederler. Oysa bu konuyla ilgili ayet sayısı iki yüz civarındadır. İslam dini inanç sistemi, sosyal yaşama dair temel ilkeleri ve evrensel ahlak anlayışıyla tam teşekküllü bir dindir. O, kişiyle Allah arası ilişkileri düzenlediği gibi kişiler arası ilişkileri de düzenler. İslam dini insanın sağlıklı, mutlu, müreffeh bir hayat sürebilmesi için gerekli temel unsurları sunmuştur. Bu unsurların başında sağlıklı bir yaşam gelmektedir. Zira akıl ve beden sağlığı yerinde olmayan insanlar, İslam’ın gereklerini hakkıyla yapamazlar. İnsan yaşamının en önemli konularından biri olan sağlığın insanlık tarihi boyunca herkesi çok yakından ilgilendirdiği bilinen bir gerçektir. Bu yüzden, tüm tarih sürecinde tıp ilmi kadar ilgi duyulan başka bir ilim dalı olmamıştır. Yüce Allah’ın insanlığa gönderdiği peygamberler de en az diğer insanlar kadar kendilerinin ve çevrelerindekilerin sağlıklarıyla ilgilenmişlerdir. Sağlığın korunması ve hastalıkların tedavisiyle ilgili temel bilgiler Kur’an ve sünnette göze çapmaktadır. Hz. Peygamberden nakledilen söz ve uygulamalar derlenmiş ve “Tıbbu’n-Nebî; Peygamber’in tıbbı” veya “et-Tıbbu’n-Nebevî; Nebevi tıp” olarak adlandırılmıştır. Hazreti Peygamber’in yaşadığı dönemde Arabistan’da meşhur tabipler vardı. Hz. Peygamber onlarla iletişimde bulunmuştur. Hâris b. Kelede es-Sakafi ve Ebû Rimse et-Teymî o tabiplerin en meşhurlarındandır. Hz. Peygamber, her vesileyle hastalandıkları zaman arkadaşlarına tedavi olmalarını tavsiye etmiş, bu konuda tereddüt yaşayanları uyarmıştır. O, hastalıkların Allah’tan geldiğini ve Allah’ın her hastalığın şifasını yeryüzüne indirdiğini vurgulamıştır. Hatta bazı hastalıklar konusunda kendisinin de özel tavsiyeleri olmuştur. Hz. Peygamber’in vefatından sonra İslam topraklarının genişlemesi ve Müslümanların farklı kültürlerle tanışması vesilesiyle tıp ilminde birçok gelişmeler olmuştur. Farklı milletlere ait tıp kitaplarının Arapçaya çevrilmesi, farklı milletten gelen tabiplerin Müslüman beldelerinde hizmet etmesi ve küçük çaplı tıp okullarının açılması Emevîler döneminde gerçekleşmiştir. Abbâsî devleti döneminde, özellikle de Halife Hârûn Reşit’in gayretleriyle batı kaynaklı birçok tıp kitabı Arapçaya çevrildi. Bu süreçte hastane kurma faaliyetleri hızlandı. Bu dönemde birçok tıp medresesi ve binlerce hastane kuruldu. Sağlık ve tıp alanındaki gelişmeler Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde devam etti. Bimarhane, Bîmâristan, Mâristân, Darüşşifa, Şifâiyye, Dâru’t-tıb, Dâru’s-sıhha, Dâru’l-âfiye Tımarhane gibi isimlerle hizmet veren hastanelerle tıp medreseleri genişledi. Bu alanda birçok eser yazıldı. Tanzimat sonrası Osmanlı devletinde sağlık ve tıp hizmetleri alanında batı tarzı modern tıp eğitimine ve hastahane yapılanmasına geçildi. Günümüze kadar hizmet veren Bezmi Alem Valide Sultan Gureba vakıf hastanesi, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi gibi hastane ve tıp fakülteleri kuruldu. Bu çalışmamızda, İslam dininin sağlık ve tıp ile olan alakasını, İslam tarihi sürecinde bu alandaki gelişmeleri ve İslam hukuku tıp ilişkisini sunmaya çalışacağız.
Topik & Kata Kunci
Penulis (1)
Ali Yüksek
Akses Cepat
PDF tidak tersedia langsung
Cek di sumber asli →- Tahun Terbit
- 2022
- Sumber Database
- DOAJ
- Akses
- Open Access ✓